Bu alanda ne yapıyoruz
İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür (Anayasa m. 125). Bu yükümlülük idari yargıda tam yargı davasıyla ileri sürülür (İYUK m. 2). Büro; kamu hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi ya da hiç işlememesinden doğan zararlar, hukuka aykırı işlemin uygulanmasıyla oluşan kayıplar ve kamu hizmetinden yararlananlar ile üçüncü kişilerin uğradığı bedensel ve maddi zararlar için tam yargı davalarını yürütür. Dava öncesi zorunlu başvurunun hazırlanması, zarar kalemlerinin belgelenmesi, dava dilekçesi, bilirkişi incelemesi ve dava değerinin artırılması aşamaları bu işin parçalarıdır.
Bu sayfa idare hukuku ağacının alt konusudur; işlemin ortadan kaldırılmasına yönelik dava idari işlemin iptali davası sayfasında anlatılır. İdarenin özel hukuk sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar adli yargının görev alanındadır. Fiili el atma ile imar kısıtlılığına dayanan hukuki el atma nedeniyle taşınmaz bedelinin istendiği davalar güncel yargı uygulamasında adli yargıda görülür; imar planı veya idari işlemin iptali istemi ise idari yargının görev alanındadır; her ikisi de kamulaştırma sayfasında anlatılır ve bu sayfanın kapsamı dışındadır.
Sık karşılaşılan dosya tipleri
| Zarar kaynağı | Sorumluluk esası | Örnek |
|---|---|---|
| Hukuka aykırı idari işlem | Hizmet kusuru | Ruhsat iptali nedeniyle kapalı kalınan dönemin kaybı, görevden alma sonrası özlük hakları |
| Hizmetin kötü veya geç işlemesi | Hizmet kusuru | Kamu hastanesinde tıbbi uygulama hatası, altyapı bakımsızlığından doğan hasar |
| Bayındırlık ve altyapı çalışmaları | Olayına göre hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk | Yol, kanal ve köprü çalışmalarının komşu taşınmaza verdiği zarar |
| Tehlikeli faaliyet ve araçlar | Kusursuz sorumluluk | Tehlikeli kamu faaliyet ve tesislerinden doğan zararlar; 2918 sayılı Kanun kapsamındaki trafik sorumluluğu davaları adli yargıda görülür (m. 110) |
| Sosyal risk | Kusursuz sorumluluk | Toplumsal olaylarda idarenin önleyemediği zararlar |
Süreç nasıl işler
İdari işlemden doğan zararlarda İYUK m. 12 üç seçenek tanır: doğrudan tam yargı davası açmak, iptal ve tam yargı davasını birlikte açmak ya da önce iptal davası açıp bu davanın karara bağlanması üzerine, kararın tebliğinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açmak. Seçim, iptal kararının tazminat davasına sağlayacağı dayanak ile zaman kaybı birlikte tartılarak yapılır.
İdari eylemden doğan zararlarda dava öncesi başvuru zorunludur: eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye yazılı olarak başvurulur (İYUK m. 13). İdare başvuruyu kısmen veya tamamen reddederse ya da otuz gün içinde cevap vermezse dava açma süresi işlemeye başlar. Bu başvuru yapılmadan açılan davada mahkeme, dilekçenin görevli idareye tevdiine karar verir (İYUK m. 15/1-e).
Dava dilekçesinde zarar kalemleri (tedavi gideri, kazanç kaybı, onarım bedeli, manevi tazminat) ayrı ayrı gösterilir ve belgelenir. Yargılama sırasında zarar miktarı çoğu zaman bilirkişi incelemesiyle belirlenir; dilekçede gösterilen miktar, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenerek bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir (İYUK m. 16/4). Mahkeme sorumluluk için idareye yüklenebilen bir hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluk hali, gerçekleşmiş bir zarar ve kural olarak zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağı arar; sosyal risk esasının kendine özgü koşulları ayrıca değerlendirilir. Zarar görenin kendi kusuru, üçüncü kişinin fiili ve mücbir sebep, tazminatın indirilmesi ya da kaldırılması nedeni olarak tartışılır.
Süreler ve dikkat edilecekler
Tam yargı davalarında dava açma süresi idare mahkemelerinde altmış gündür (İYUK m. 7); eylemden doğan zararlarda süre, ön başvurunun reddi ya da cevapsız kalması üzerine başlar (İYUK m. 13). Bir yıllık sürenin başlangıcında eylemin, zararın ve eylemin idari niteliğinin öğrenilmesi birlikte değerlendirilir. Sonradan ortaya çıkan veya gelişen bedensel zararlarda rapor tarihi ve zararın öğrenilme zamanı somut dosyaya göre belirlenir; her durumda son rapor tarihinin süreyi yeniden başlatacağı varsayılmaz. Faiz dilekçede açıkça istenir; Danıştay uygulamasında faiz kural olarak idareye başvuru tarihinden, başvuru yoksa dava tarihinden işletilir. Tam yargı davalarında duruşma, dava konusunun kanunda belirlenen tutarı aşması halinde taraflardan birinin isteği üzerine yapılır (İYUK m. 17). Konusu kanunda belirlenen parasal sınırı aşan davalarda karar, tebliğden itibaren otuz gün içinde istinaf edilebilir; sınırı aşmayan davalarda idare mahkemesi kararı kesindir (İYUK m. 45).
Manevi tazminat talebi için de aynı süre ve ön başvuru kuralları geçerlidir. Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, görevliye rücu edilmek kaydıyla yalnızca idare aleyhine açılır (Anayasa m. 129); görevliye karşı doğrudan adli yargıda dava, ancak görevle bağı kopmuş kişisel kusur hallerinde gündeme gelir.
Çalışma biçimi
Büro, dosyayı zararın kaynağı işlem mi eylem mi sorusuyla açar; bu ayrım ön başvuru zorunluluğunu ve süreyi belirler. Zarar kalemleri belgeleriyle tablolanır, ön başvuru dilekçesi dava dilekçesiyle aynı kapsamda yazılır ve idarenin cevabı ya da sessizliği takvimlenir. Bilirkişi raporu sonrasında dava değeri artırımı süresi içinde yapılır; raporun eksik ya da çelişkili kısımlarına itiraz ve ek inceleme talebi ayrıca sunulur. Çalışma düzeni çalışma sürecimiz sayfasında anlatılır.
Bu alanda en çok sorulanlar
İdarenin eyleminden zarar gördüm, doğrudan dava açabilir miyim?
Hizmet kusuru ile kusursuz sorumluluk arasındaki fark nedir?
Zararın tamamını baştan bilmiyorum, dava değerini sonradan artırabilir miyim?
Kamu hastanesindeki tıbbi hata için kimi dava etmeliyim?
Sorunuz burada yoksaİletişim

